Güneş çömelmiş.
Saçlarında deliren ışık kadar diri,
Rıhtımları döven dalgalar kadar amaçsız.
Yamalı hırkasıyla geçerken oradan zulmet abidesi;
Vardiyalı sefalet işçileri
Bir gram daha kasvet koyar heybesine.
Uzun menzilli bakışları çoktan paslanmış
Ayakuçlarına düşürür gözlerini.
Hiç akla gelmesine gerek duyulmaz
Öngörüye bırakmadan
Koyuverir kendini avuçlarına.
Utanç heykellerini diken
Ve erişilecek çağlara işaret eden
Tahrik meydanlarında
Çıkar falcının fanusunda.
Mavi gökler altında
Alabildiğine katran düşleri
Soluksuz ve uykusuz sayıklayan
Bir yığın et ve kemik mezesi
Harcanıyor.
Harcıyorlar rakı sofralarında.
Sen tut hüznünü gözlerinde
Ya da avuçlarında ufala.
Toprağa çakılı modern rıhtımlarda
Gün batımı mevsiminde damlar
Limanları dövünce
Kimsesiz duvarlarından veda havası.
Her titrek sigara yanığı dudaklarda
Ve ahmaklık dolusu kadar
Vurulan kafasına
Kafiyesi bozuk katliamlardan
Sur bedenlerine işlemiş
Son çöküşün kızıllığına bırak hüznünü.
Orada bekleyen bir kıyamet hesabı var.
29.08.2014

Yorum bırakın