ARAYIŞ SERÜVENLERİ 8 (Döşek)

Görünt0005

Şimdi 2013 yazının sonlarını tüketiyorum yaşamımda. Zamanın her bir birimine nice hatıraları sakladım. Birer birer ya da onlarcasını beraber yaşadım. Öyle ya da böyle yaşanıp son bulduklarında damağıma çilek tadı gibi yapıştılar. Çok sonraları hatıraları yoklarken yaşamın her bir evresinde her evreye özgü güzellikleri gördüm. Çoğumuza göre en güzel hatıralar aşkın yaşandığı zamanlardan kalmadır. Bazılarımıza göre ise çocukluk yılları tekrar tekrar yaşanılası zamanlardır. Yine de hepimiz biliyoruz ki her yaşın ayrı güzellikleri ve zorlukları vardır. Böyle birçok büyük – küçük hatıranın için bazıları vardır ki yıllar sonra bir koku ile kendini hatırlatır. Ya da o ana uygun olmayan ilginç küçük bir düş ile…

Evimize gireli yirmi yılı aşkın bir zamandır altımızda ezilen sünger döşeğin üzerine sere serpe uzanınca çocukluğun bazı ilginç düşleri çalındı kapalı gözlerime. Uzunluğu benim boyum kadar genişliği ise boyunun yarısı… Kumaşındaki desenler düşte çok süratli bir yolculuğa çıkarıyor beni. Meğer hiç aklımdan çıkmamış bu desenler. Genellikle korkutmuşlardı beni. Şişman, sakallı ve başında kabarık saçları olan bir cin olarak düşünürdüm onları. Bazen de neden bu kadar korkunç desenler yaptıklarını düşünmeye başlardım. Acaba bilerek mi yapıyorlardı. Bu desenler kendi düşlerimle de birleşince çok garip suretler belirirdi gazyağıyla bizi aydınlatan lambanın ışığında. O zamanlar üç kardeş enine uzanıp uyurduk üzerinde. Şimdi tek başıma bu döşeği kapladığımı görmek nasıl oluyorsa beni şaşırtıyor. Üç çocuk ve üzerlerinde tek battaniye… Şimdi, ayrı yataklarda ayrı odalarda yatan çocukların dahi paylaşamadığı ve paylaşmaktan kaçındığı o kadar çok şey varken, nasıl oluyor da üç çocuk bir battaniyeyi kavgasız paylaşmışız!

Yüzümü her yatağa çevirdiğimde yine desenlerle karşılaşırdık. Yine aynı düşte ben ve cinler buluşurduk. Desenin üzerinden parmağımı geçirerek ben de o cini çizerdim. Yüzüne gelince o kocaman hipnoz edici gözleri ve desen olmadığını kanıtlamak istercesine kahkaha atan ağzına şahit olurdum.

Bir sabah ben ve kardeşimi üçüncü kişi gözüyle bu döşeğin üzerinde gördüm. Döşek sokak ortasında serilmiş ve ikimiz uykudaydık. Gözümü açtığımda rüya olduğunu anlamak biraz zaman aldı. Çünkü o an kızamık olmuştuk.

Şu yaşımda dahi aynı şeyleri hayal ediyorum. Aynı şekilde parmağımla desenlerin üzerinden geçiyorum. Aynı düşlere dalıyorum. Neden bu desenleri böyle yapıyorlar? Hala anlayabilmiş değilim.

Şimdi uzanıyorum yine. Cinleri bir kenara bırakarak bu günlerin tatlı anlarını hayal etmeye çalışıyorum. Biri beliriyor. Üzerinde kendisinin tuvalet olarak bildiği benim ise gelinlik olduğunu söylediğim pembe bir elbise var. Yüzü melekleri kıskandıracak kadar beyaz ışıklar saçarak parlıyor. En kederli halimde dahi elimde olmadan beni gülümseten bir tebessüm var yüzünde. Gözleri kapalı…

Ben de gözlerimi kapatıyorum resmi canlandırmak için. Tebessümü devam ederken gözlerini yavaşça açıyor. Şaşırıyor ve korkuyor gözlerini benim hayalimde açtığını bilmediği için. Arkasından yavaşça yaklaşarak elimi uzatıyorum omzuna, beni fark etmesi için. Ürkerek bana dönüyor. O an gözlerimi açıyorum yine karşımda ufacık cinler…

09.08.2013

Şuna bir yanıt: “ARAYIŞ SERÜVENLERİ 8 (Döşek)”

Döşek – Şiirlerim için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Sappho, spelled (in the dialect spoken by the poet) Psappho, (born c. 610, Lesbos, Greece — died c. 570 BCE). A lyric poet greatly admired in all ages for the beauty of her writing style.

Her language contains elements from Aeolic vernacular and poetic tradition, with traces of epic vocabulary familiar to readers of Homer. She has the ability to judge critically her own ecstasies and grief, and her emotions lose nothing of their force by being recollected in tranquillity.

Marble statue of Sappho on side profile.

Designed with WordPress