Kuşlar, gözler, kanatlar ve yağmur…
Bir bakmışsın kuşlar dökülüyor dallardan.
Bir bakmışsın kanatlar varamıyor ellerine.
İmsak vakti ve mor sabah…
Gözlerin görmüyor yağmurları
Hangi pencere sunacak sana bad-ı sabayı?
İşaret parmağı ve mor ayaklı sorguçlu kuş…
Sana doğru uzatsam uçamıyor.
Turuncu gökyüzü ağır geliyor havadan.
Soluk benizli ihtiyar
Gidemiyor yağmurdan.
Benim aynam, senin suretin ve yaldızlı çerçeve…
Baktığın zaman hep var
Yüzünü döndüğünde yoksun.
Çünkü
Durmak istediği kadar vardır insan.
Görmediği kadar yoktur yaldızlı bir hayatı.
Yine de bir telefonla bölebilir insan
Varlığın ve yokluğun arasındaki çekişmeyi.
Boş çerçeve, dört köşe ve ortasında yalnız duran…
Deniz ile kara arasında bir meltemdir insan.
Etrafına ördüğü çerçeve arasında gider gelir.
Bütün hayatı
Yüzünden meltemin aldığı kadardır.
Sabah alır akşam geri getirir.
Anılarıyla kalır.
Sorguçlu kuş, gözler ve yağmur…
Islak kanatlar sana gelmeye engel değil.
Sitemini anlatmaya ise gözler engel değil.
Badı-ı saba pencerenden getirecek sana.
04.09.2024
Yorum bırakın