Görüyor musun kedi?
Geceden rüzgar geçiyor.
Minik dalgaların her biri bir yakamoz taşıyor
Kalbimin bu kıyısına.
Bağlı olmasa gidecek tekneler
Kurtulmaya çalışıyor.
Dili olsa konuşacak.
“Ey!
Sen!
Yakamozlar üstünden ışığın kaynağına bakan.
Gitmen gerekmiyor mu
Çok kaldığın bu yerden?”
Oysa
Rüzgar getirdi beni buraya.
Rüzgar tutuyor beni burada.
Beni rüzgar oyalıyor.
O yumuşacık esintisi rüzgarın
Bütün kalabalığını gecenin
Öbür kıyısına atıyor kalbimin.
İşte beni tutan
Rüzgarın bu ıssız sessizliği.
Al götür beni desem
Ey teknecik!
Götürebilir misin beni sefil ruhlardan uzağa?
Seni tutan sicim kadar
Ben de bağlıyım bu kıyıya.
Gerçi bir nefesi kadar azrailin ben
Çatlamış mahir elleri kadar kaptanın sen.
Bağlıyız kendi dünyamıza.
Bir esinti
Aldı alacak bizi.
Gel gör ki
Zaman
Hıç olmadığı kadar çok
Akıtıyor kanımızı.
Tütün kokusu
Sessizliği
Dilsizliği
Rüzgarla taşıyor bir çift gözün
Üstünde azalan
Koyu saçlarına.
Bütün zaman,
Kaçmaya çalışan tekneler,
Bütün renklerini gecenin
Üstünde taşıyan yakamozlar,
Kedi ve nicesi
Alıp götürüyor beni.
Mefhum
Kendi içinde tutarsız kalıyor.
Anlatmaya çalışan
Denizin sunduğu nemli resimleri.
Bizi ya da beni
Mefhumun kendi keşmekeşinden sıyırıp
Anlamlandırıp anlatabilseydim.
Sevmek
Kendi başına hem ızdırap
Başlı başına bir lütuf…
Görüyor musun kedi?
Gòrüp anlattığım ne varsa
Hepsi
Anlamaya çalışmanın bahanesi.
Ve benim
Tatlı esintinin daldırdığı hülyalar…
Küçük dünyam.
Bütün gizemini öğreniyorum.
Biliyorum artık.
Gündüzleri gölge yapan
Geceleri ne işe yarar.
29.07.2024
Yorum bırakın