YEDİ KAPI

10500528_488718961272304_6943057535104953798_n

YEDİ KAPI

Yedi merhale

Yedi kapı

Vicdanın

Acı ile arınması.

-BİRİNCİ KAPI-

Fitilleri yakılmış

Gecenin kandilden aldığı aydınlığı

Takati kaybolmuş

Yavrusunu taşırken ağzında

Bir anne köpeğin gözlerinde parlıyor.

Sonra

Elleri parmaklarıyla düğümlenmiş

Bir düzine sefil ruh eşlik ediyor.

Çok önceleri

Pencere diplerinde kıvranırken

Uykuyu parçalayan gözler

Kandil ışığından alınıp götürülüyor

Tanrının sık dokuduğu bir ormandan

Daha uzaklara

Daha içerilere

Daha karanlığa.

-İKİNCİ KAPI-

Dikenlerden öğreniyorlar

Geniş meydanlara çıktıktan sonra

Acının büyüdüğünü.

Ay

Daha büyük gözlerle

Utanç perdelerini indiriyor.

Korku

Gözleri dolaşıyor.

Gölgelerine

Ay tozu serpilip siliniyor.

Birazdan ürkek hayvanların huzurunda

Gölgeler düşecek perdelere.

Rengârenk olup suretlerine bürünüyor ruhlar.

Nemli havada nefesleri duruyor

Çamurlu yollarda

İzlerine bırakıyorlar

Ayaklarını.

Kefaretin ağırlığı

Derine çekiyor izleri.

Daha derinlere.

Daha karanlığa.

Aydınlığa çıkmak için

Günahları yakılmalı insanın.

Sonra perdelerden suretler akıyor ellerine.

Bırakıp gitmeli

Biliyorlar.

Tanrısal bir ses böler düşünceleri

“Sürün onları derinlere!”

Suskunluk

Tunçtan bir ağırlık

Düşer gövdelerine.

Ürkek hayvanlar çekilir.

Kapı kapanır.

-ÜÇÜNCÜ KAPI-

Parmakları çözülüyor ruhların.

Çakıl taşları şahit tutuluyor.

Arı kuşu

Desenler işliyor rüzgâra.

Bulanmış bir cümlede

Harfler yerini arayıp duruyor.

“Ay ışığında ara kaybettiğini.”

Diyor biri.

Yeryüzünün ilk uyanışından sonra

Geceye gözleri açılanlar

Tanrısal suretin

Apaçık kelamını dinlediler

Ay ışığını ararken gözleri.

Her yolun ilk yarısı

Varışı

Diğer yarısı başlangıcı yoğurur

Zihnin tezgâhında.

Ruhlar

Çoktan unuttular kederi

Ve izlerini.

Yolu dahi unuttular.

Güneş

Yüzünü gösterip kaçar.

Hep bir sızı kalır içlerinde.

Daha ince bir sızı.

Daha da karanlık.

Ve

Ve kapı kapanır.

-DÖRDÜNCÜ KAPI-

Acımadan öldürür zaman.

Daha doyumsuz bir katil yoktur.

Birer birer asılır

İsimsiz bırakılmış

Ürküten bir ağacın

Sene-i devriye dallarına.

Eğirilmiş bir tutam ip gibi düşer

Saçları

Ayakları yerden kesilmişken

Kuru

Kararmış yaprakları konuşturur.

Zamanın katil ruhu

Mahsulünü alıyor dallardan.

Kimse bilmiyor

Ruhlar her kapıdan sonra

Biraz daha küçülür

Ta ki zamanın ellerinde kaybolur.

Acı yok artık.

Daha büyük bir boşluk.

Daha da karanlık.

Hem daha hafif bir şey yoktur

Acıdan sonra

Camları düşüren bakışlardan.

Ve kuşlardan yüksek duran şeylerden.

Ağaçların yüzleri vardır

Kimse bilmez.

Alınırken dallarından

Bir parçası kalır ruhun.

Orman

Bu yüzden ürkütür

Bir yandan huzuru dağıtırken.

-BEŞİNCİ KAPI-

Işık

Önce ruhu aydınlatır.

Yakması çok sonradır

Parmakların okşadığı teni.

Arı kuşu pençesi

Sonsuzluğu akıtır sularımıza.

Sudan önce değildir kan.

Ve gözlerimizde tutulan

Önce ışıktır

Göz suyuna akan.

Hangi ruhta belirdiyse

Bir Pers ibriğinden akıtılan

Arındırır onu.

Yakması çok sonradır.

Çünkü

Aydınlığa çıkmak için

Günahları yakılmalı insanın.

Nefesin

Genzi yaktığı yükseklik

Büyür

Daha büyür

Ve daha da büyüyerek müjdeler.

Oysa müjdeler sevindirmez

Acıdan sonra

Daha da büyüyen

Camları düşüren bakışları.

-ALTINCI KAPI-

İsimsiz ağacın gölgesinde

Dönüş için

Çakıl taşlarını sayıyor.

Orasına burasına sığdırdığı

Bir kaç yırtık yol türküsü sarıyor avuçlarında.

Her kapıdan sonra küçülen ruhlar

Günahlarını aya devrederken

Ay büyümüştü

Masalların gizli büyüsüyle.

Çakıl taşlarının

Zamanı eriten sesleri hatırlatıyor

Kendi kuyularında

Nemli karanlığı nasıl soluduğunu.

Artık her kapı bir kilittir

Pişmanlığın çamurlu rahmine

Dönüşü duvar gibi kesen.

Yol belirgin.

Kim ne yazdıysa

Onu okuyacak.

-YEDİNCİ KAPI-

Oysa

Beni en çok acıtan

Bir kadının çaresizliği olmuştur.

Işığa açılan kapıyı görmemiş bir kadının…

Oysa

Arınmış bir ruhu dinlemelidir

Çaresiz bir kadın.

Oysa

O sesi hatırlamalı

“De ki: Size bir uyarıcı gelmedi mi!”

05.01.2015

MUSTAFA YALÇİN

FOTOĞRAF: Mustafa Yalçin

İNSTAGRAM: @mustafayalcins

Facebook: @mustafayalcins