Sen de olsaydın bu gün,
Aşıklar tepesinden gün batımını seyrederdik.
Sıradanlaşmış hayatın sulara gömülürken
Son arzusunu yerine getirirdik bir öpüşme ile.
Rüzgarı tutup saçlarına serpiştirirdim,
Güneşin son sözlerini yüzüne dökmesi gibi.
Belki sonra uzanıp ayın çocuklarını seyrederdik
Uykudaki denizden.
Biliyor musun?
İçime yine zamansız düştün.
Periler çırpınıyor başımda.
Varlığın eksik kalınca,
Ay yarışına giriyor periler.
Zamansız gidiyor işte periler.
Ne kadar sussam yetmiyor işte.
Ne kadar özlesem yine…
Tutamıyorum onları.
Ah gözlerin gözlerin…
İçinde çocuklara sevinç var sevgilim.
Yanında olmak arzusu değil bu!
Kalbinden denize inme kehanetidir.
Ki her çocuk tapınağı olur gözlerinin.
Şiirime yolcusun sevgilim!
Sen şiirlerimde doğdun sevgilim.
Şiirlerimde yaşatmalıyım.
İrili ufaklı sancılarımda sen doğacaksın sürekli.
Sen büyüyeceksin
Sen olacaksın.
Bütün tapınaklarımın Tanrıça’sı…
Babil’de gül açtı sevgilim.
Uzun bir isyanıdır mavi dudaklarında.
Hüzünde göç eden bir seyyahtan,
Bir sürgünden
Yüzüme sür sevgilim.
Amendir güllerin…
Bana gülleri anlat Babil’in kızı.
Külde biten külde yeşeren…
İsyana açtığım yapraklarında duyur sesini!
Surlara dayanan kadim bedeninden bahset.
Dudaklarımın sayıklayarak bitiremediği…
Biliyorum yetmeyecek hayaletlerin aşkına zaman.
Ne yapsak da yetmeyecek,
Tanrı’nın insanlara yarattığı bu zaman meselesi.
Ama yetirecek bize her şeyi bu şiir serüveni.
10.08.2014

Yorum bırakın