ARAYIŞ SERÜVENLERİ 5

Görsel

 

Bu kadar yazılanlardan sonra anladım ki bütün olaylar birbirine çelikten zincirlerle bağlı. Herkesin düşüncesi bir olmadığı halde bütün bu olaylar arasında bir bağ olduğunu görüyorum. Düşüncelerin hepsi birbirine zıt olsa da mükemmel bir döngü duruyor karşımda. Bütünselliği yakaladım sayılır.

Düşüncelerin hepsinin ortak paydasını, sonuç gerçekleştikten sonra görebiliyoruz. Zaten sorunları da gerçekleşen sonuca kadar sürüp giden çatışmalar oluşturuyor. Sonuçtan önceki bütün gelişmeleri ancak perde arkasından gelen sesler itibariyle algılayabiliyoruz. Yani bütün bu olaylar örgüsünü net yaşayamıyoruz. Ses var ama görüntü yok. Bu durum, beraberinde zihinsel çalkantıları getiriyor. Yani perde arkasındaki seslere kendi zihinlerimizde uydurulmuş görüntüler yaratmaya başlıyoruz. Her şeyin yolunda gittiğini, kontrolü elde tuttuğumuzu sanıyoruz. Ve gerçekten de asıl sonuç gerçekleşene kadar çatışma göremiyoruz. Sonuca yaklaşırken bile çatışmayı sezemiyoruz. Ve son nokta… Her şeyin yerli yerinde ve zihindeki kurguya uygun yürüdüğünü ve planlanmışların gerçekleşeceğini düşünürken birden perde kalkıyor gözlerimizin önünden. Artık gerçekten görebiliyoruz. Sesler ve zihnimizdeki görüntülerin örtüşmediği ortaya çıkıyor. Bu noktada çatışmalar baş gösteriyor işte. “Bu böyle olmamalıydı!” demeye başlıyoruz. “onlar suçlu!”, “ben haklıydım!”, “demek ki yalan söylemişler!” gibi birçok ıvır zıvır, muzır düşünceler arasında savaşın yenilgisini tatmaya başlayınca dünyalar başımıza yıkılıyor. Neden mi? Bütünü göremedik ya işte ondan. Zaten bütünü görebilmek de sonsuz bir ilmi gerektiriyor. Bu da ancak Allah’ ta var. Bize düşen ise bütün olaylar zincirini sabırla izlemektir. Çünkü sabır, gerçek sonuca yakın bir sonucu hesaplayabilmemiz için yegâne bir araçtır. Ne kadar sabretsek de genellikle yeterince sabretmemiş oluyoruz. Bazen de gereğinden fazla sabrederek sonucu kaçırıyoruz. Göremiyoruz sonucu. Sonucun gerçekleştiğini göremeden gerçekleşmesini bekliyoruz. Ve bundan dolayı da hayata geç kalmış oluyoruz.

Gerektiği kadar sabretmek gerçekten de zor bir şey. Ama fazla sabır veya sabırsızlık nedense zor gelmiyor bize. Çok garip.

Bazen insan korkar sonucu görmeye. Bazen sonucu yakalar. Bazen kaybeder bu savaşı. Bazen korkmaz ama hayatını batırır. Bütün bunların gelişmesinde unutmamalıyız ki hayat devam ediyor. Daha yaşanacak çok şey var. Güzel ya da kötü birçok şey bekliyor bizi. Bu, hayatın gerçek yüzü. Bunu kabullendiğimizde sonuçlar istediğimiz gibi gerçekleşmese de yeni hülyaların seyyahı oluruz. Ve yeni bir sayfa… Yeni bir gemi… Tabi çoğu zaman yeni hülyaların peşinde yorgun düşeriz. Hayal kırıkları yolarımıza serpilmiş cam kırıkları gibi batar ayaklarımıza, yüreğimize. Bazen geri dönüşler başlar. Bazen artık görmeyiz kırıkları. Bazen cam kırılır ve gerçekliğin tenine dokunabiliriz. Bazen gerçekler tokatlar yüzümüzü ve o dokunmuş olur tenimize. Bazen onu ararken ömür yetmez, cesedimiz gömülür o hülyalara. Bazen “işte oldu!” diyerek kavuşuruz. Ama her neticenin sonucunda hep iyi-kötü anılar bırakacağız geride. Genellikle bütün anılarımızı gülümseyerek hatırlar ve her şey geçtiği için seviniriz büyük bir hafiflikle. Çünkü sonuçta hayatın gül yüzüne dokunmuş oluyoruz.

Ve aslında hayat hep güzeldir.

07.08.2012 

 

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Sappho, spelled (in the dialect spoken by the poet) Psappho, (born c. 610, Lesbos, Greece — died c. 570 BCE). A lyric poet greatly admired in all ages for the beauty of her writing style.

Her language contains elements from Aeolic vernacular and poetic tradition, with traces of epic vocabulary familiar to readers of Homer. She has the ability to judge critically her own ecstasies and grief, and her emotions lose nothing of their force by being recollected in tranquillity.

Marble statue of Sappho on side profile.

Designed with WordPress