Susmuyor sesim. Çınlıyor kulaklarımda. Pervasızca dolanıyor zihnimin bozulmuş, yıkılmış, çamurlu yollarında. Herkesi susturabildim de onu susturamadım. Yorulmayan, nefesi tükenmeyen, uykusu gelmeyen biri gibi çıldırtırcasına konuşuyor benimle. Her anımda ve her yerde… Ta en baştan şu ana kadar yaşadığım her şeyden bahsediyor. Her şeyi biliyor ve unutmuyor. Daha çok bana ıstırap vermekle beraber bana akıl verdiğini de anlatmalıyım. Evet. Daha çok ıstırap veriyor bana. İsteyerek ve severek yaşadığım her şeyi sorguluyor, bana akıl almaz senaryolar okutuyor. Sanki her yaptığımın yanlış olduğunu beynime kazımak amacında. Geri dönülmesi mümkün olmayan yaşantımın hepsine karşı pişmanlık hissini yaratıyor bende. Bir örümcek gibi sessiz ve hissettirmeden ağına alıyor, sarıyor ve şu an olduğu gibi sıkıyor bedenimi. Nefessiz ve çaresiz bırakıp kendine mahkûm ediyor. “Keşke yapmasaydım.” Dedirtiyor her güzel hatıram için. Ben kendimce mutluyken birden alev kusuyor üstüme, yakıp kül ediyor her güzel düşüncemi. Çekilmez hale getiriyor hiç çekinmeden kendisini çok sevdiğimi söylediğim hayatı. İşte bu yüzden yaşadıklarımın hiç biri bana ait değilmiş gibi geliyor. Bu ses derin yaralar açtı bende. Şimdi dahi benimle kavga ediyor. Çünkü susmuyor sesim.
Uyuyabilsem susacak. Ölebilsem susacak.
Saatlerce oyalandıktan sonra yatağıma geçtiğimde o da yanıma uzanıyor. Muhabbet daha yeni başlamışçasına sevinçli ve sinsi gülüşüyle hayal edebiliyorum bu sesi. Bana oyun oynuyor. Kendisinin ben olduğunu unutturuyor bana. Hala beni uyanık tutmaya çalışıyor.
Yeter artık!


Yorum bırakın