Dünde kalana sözüm geçmez artık. Kendi halinde, kendisini şekillendirmemi bekliyor yarınlar. Zihnim yazar-bozar tahtası… İşleyip duruyor istikbaldeki her bir saniye için. Hummalı çalışmalar tahayyülün film kaydını yapmaya başlıyor.
Düşünüyorum da, bu kadar planın gerçekleşme ihtimali ne olabilir? Ya her şey zıddıyla vuku bulursa… Dolayısıyla tedbirler almaya çalışıyorum. “Böyle olmazsa, şöyle yaparım.” Diyorum ve daha da derinlemesine işlemeye başlıyor zihnim. Dalıyorum, daldıkça ışıktan biraz daha uzaklaşıyorum. Yolları karanlık basıyor. Görüntüler karanlıkta kaybolmaya başladığı an zihnim durmaya başlıyor. Biraz afallamadan sonra gün ışığına geri dönmem gerektiğini anlıyorum. Bütün bunlar yorucu ve bezdirici olmaya başladı artık. Bir süreliğine kör, sağır, dilsiz ve akılsız kalsam ne olurdu ki? Belki de sıradanlaşmalıyım. Basit, küçük bir kişilik edinirsem bütün bunlardan kurtulacağımı biliyorum. Ama karşılığında ise hayatı bütün güzellikleriyle yaşama arzumu yitirebileceğim korkusuyla bundan vazgeçiyorum.


Yorum bırakın